Vogue’ un neresi türbanına hitap ediyor a kuzum?

Artık bir moda dergisinden çok bir “hayat tarzı” yansıtma aracı olarak lanse edilen ünlü Vogue dergisini bilirsiniz. Geçtiğimiz yıl Vogue iyi eğitimli, ecnebi dili olan “beyaz Türkler” e bir gol atarak Türkiye’de yayına başladı. Hani klasik “burası Türkçe olmasın, buraya da çoban dolmasın” eylemcileri vardı ya işte onlaradır sözüm azıcık. Tabi dergi Türkiye’de yayınlanmaya başladıktan sonra artık İETT otobüslerinde dahi rastlanır oldu. Fena mı oldu? Hayır, neden olsun ki? Beyaz Türk’lerin endişeleri zencilerin doğurduğu handikaplar umurumda bile değil!
Vogue kendi alanında oldukça iyi, bir fenomen, moda sembolü, kültürlülük ve çağdaşlık ikonu biraz da… Vogue okuyan insan (ya da en azından açıktan okuyan insan) güzel giyinmiş olmalıdır, rüküş olmamalıdır, absürt hiç durmamalıdır. Zira ortaya “eşeğe altın semer” durumu çıkıyor ki son derece eğlencelidir şehir sokaklarındaki göbeğini kaşımayanlar için!
Tabi amacım Vogue eleştirisi vs. yapmak değil. Modadan çakmam, moda dergileri, blogları vs. pek ilgimi çekmez. Benim ilgi alanıma giren Vogue dergisini alıp bir kafede veyahut topluma açık bir alanda kasıla, kasıla okuyan türbanlı (başörtülü demiyorum dikkat) hatunların “öküzleşme Sendromu”na yakalanmama sebep oldukları o “alakasız” ilgileri.
Mektubum sanadır okuduğu Vogue ile “Hayat Tarzı”nı ve “Kültür Seviyesi”ni gözüme, gözüme sokan değerli “kimlik” temsilcisi, üniversite kapılarında coplanan sevgili BACIM. Merakımı ve cehaletimi mazur gör zira sırf bilmediğim için tüm bu sorular. Daha yazıma başlarken Vogue hakkında verdiğim teknik bilgilere bakarak sormak isterim; Vogue senin hangi hayatını temsil ediyor? Giyindiğin şeklini mi, giyinmek isteyip de babandan yahut kocandan korktuğun için iç geçirdiğin özlemlerini mi? Ya da biraz hüsnü zan ile yaklaşıp şöyle bir soru çıkartayım; o birbirinden transparan, dişiliği ön plana çıkaran moda harikalarını türbanınla bütünleştirip yeni bir jargon mu çıkarma telaşındasın? Sahi hangi bikiniyi daha çok beğendin? Beş yıldızlı “yeşil” otellerin plajlarında hangisini giyinmek istersin?
Sahi unutmuşum zaten kendi modanı çoktan yarattığın ve birbirinden değerli tuniklerinin yerine giymeye başladığın trençkotlar, envai pabuçlar, muhteşem Jeanlar… Hepsi Vogue sayesinde ilham oluyor kalbine öyle değil mi? Ama sevgili türbanlı bacım şunu asla unutma ki o ilhamı kalbine getiren meleğin(!) hammaddesi nur değil! Sen birbirinden dikkat çekici, cazip, şık ve başındaki örtüyü takmayanlara taş çıkartan kendi modanı yaratan cesur kızsın ve yürekleri gerçekten hoplatıyorsun giyinik göründüğün halde! Üzerine dönen nazarlara mutlu oluyorsun değil mi bir taraftan da inandığın yaratıcının emirlerini yerine getiriyor olmanın huzurunu tadarak?
CoolKul
Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.
RSS
özeleştiri yapmama vesile olan bu yazı için çok teşekkür ediyorum üstadım, kalemine sağlık..
Bacılarınızdan biri olarak,genel manzaraya gereken bir uslubla yaptığınız eleştiri için kaleminize sağlık diyorum.
Yalnız “moda dergisi okumak” “modayı takip etmek” vs. emredilmiş olan dış kıyafeti, iç kıyafetten ayırmaya engel değil yada bunlardan ilgi olarak uzak olmak tesettürsüz giyinik olmayı da engellemiyor.
Tabii öyle bir dergiyi göstere göstere okumak,her halinde islam olmayışın göstergelerinden biridir ama ona gelene kadar ne işaret var üzerlerimizde..
Bir örtülü olarak 2-3 gündür örtülü hemcinslerimin modası (özellikle eşarplarını bağlama şekilleriyle ilgili) birşeyler yazmak isterken bu yazıyı gördüm. Siz de okudukları Vogue dergisini hedef alarak yazmışsınız, sizin de dikkatinizi bu çekmiş
Şimdi önce yazdıklarınızı ben de ümmühane gibi öz eleştiri yapmama sebep olduğu için severek okudum. Belki çıktığından beri toplamda 3 defa aldığım Vogue dergisini yukarıda sıraladığınız başlıklar hissiyatında hiç okumadım ama bu hissiyatla okuyanlar da olabilir elbet. Ben Vogue yada bunun gibi kadın-moda dergilerini bu yaşıma kadar hep “renkli-parıltılı-ihtişamlı-yenilik dolu” içeriklerinden dolayı okudum. Evet, düzenli alıp okumam. Bu tamamen yeni birşeyler görme arzuma dayalıdır. Bu da tamamen dişi bir arzudur ki kimi örtülü sosyal hayatındaki giyimine yansıtır, kimi evindeki özel hayatına ve dışarıdan görebilenler tabii yalnızca sosyal hayatına yansıtanları görüyor. Sosyal hayata absürdçe yansıyandan hiç haz etmediğim gibi evdeki mahrem özel hayata yansımasını ise çok gerekli buluyorum ben. Hele ki, erkek güruhunun gününün yarısını dışarda geçirip evine döndüğünde hanımının silik ve sıradan halini görmesi durumu düşünülürse.. Gerçi moda blog ve siteleri çıktı çıkalı bu kadın dergileri de tırt kaldı ya o da başka bir konu. Şimdilerde yeni bir trendi, makyaj-kostüm-cilt bakımı ile ilgili yeni ürünleri yahut bir markanın bilmem hangi yeni sezon ürünlerinin defilesini canlı canlı internet sayesinde izleyebildiğimizi düşünürsek bunlar dergilere düştüğünde çoktan eskimiş kalıyorlar.
Her neyse.. Ben demek istediğinizi anlıyor olmamın yanında elinde Vogue ile Starbucks’ta kahvesini içen bir örtülünün, elinde Cumhuriyet gazetesiyle bir çay bahçesinde oturan başörtülüden “her zaman” farklı olmayabileceğini de söylemek istiyorum. Meraktan da olabilir, dikkat çekmek için de olabilir, söylediğiniz sebepler de olabilir-olmayabilirde.. Kimisi http://www.durubutik.com sitesinin sahibi gibi örtülü bir modacı adayı olduğundan kimisi de benim gibi farklı renk uyumlarına meraklı ve bir parfüm şişesinden bile ilham kapan bir müzehhibe olduğundan okur Vogue yada o tarz dergileri.