New York’ta Beş Minare Eleştirisi
Mahsun Kırmızıgül’ün bugün gösterime giren son filmi New York’ta Beş Minare için en dikkat çekici tesbitim Mahsun Kırmızıgül’ün kendine has bir tarz oluşturup en umulmadık filmde dahi toplumsal sorunlara parmak basarak farklılık yaratmaya çalışmasıdır.
Basından takip edildiği kadarı ile film hakkında oluşturulan bütün fikirleri bir kenara bırakın zira bu film herhangi bir İslami değeri kötülemiyor. Hatta isim verilip “Fethullah Gülen eleştirisi” şeklinde sunulduğunu da bir kısmımız hatırlar.
Bu yorumlar sayesinde filme önyargılı gittik o sebeple de çok da rahat bir şekilde izleyemedik. Öyle ki filmi “ideolojik” sepete çoktan yerleştirmiştik zihnimizde. Filmi bundan sonra izleyeceklere tavsiye edelim ki boş bir zihinle ve hiçbir fikriniz olmadan gidip izleyin ki daha rahat tahlillerde bulunabilin.
Filmin içeriğini anlatacak değilim. Senaryo ana fikir olarak çok iyi bence ancak çekimlere o kadar başarılı yansımamış. Ana fikir çok iyi anlaşılmamış ve bir çok konu harmanlandığı için sahneler arasında kopukluklar olmuş. Film merak uyandırmakla birlikte akıcılıkta çok başarılı olamamış, vermek istediği mesajı da direkt verememiş.
Bir taraftan “İslamofobi”ye değinen yapıt başka bir taraftan “aksiyon-polisiye” ekseninden çıkıp “dramatik” bir hal amış. O sebeple filme bir tür belirlemek oldukça zorlaşmış. Filmin başlangıcı ve sonucu oldukça iyi olduğu halde gelişme kısmı yetersiz kalmış maalesef. Belki de bu film töre ekseninde intikam peşinde koşan bir polisin inanılmaz bir suç örgütü ile karşı karşıya kalıp mücadele stilini ve düşüncesini genişletmesine değinseydi olağanüstü bir yapıt olacaktı. Hatta Türkiye sineması adına önemli bir “klavuz” olarak uzun yıllar yaşayacaktı.
Filmin ayrı bir paragrafta değinilmesi gereken eksiklerinden biri de İslami bir konuya parmak basıp yeterince İslami bilgiye sahip olunmadığını belli etmesidir kanımca. Zira İslam dışı bazı şeyleri dinde mübahmış gibi sunmak (örneğim Müslüman bir bayan Hristiyan bir erkekle evlenemez) art niyet değilse cehalet ile açıklanabilir ancak. Bana kalırsa Mahsun Kırmızıgül, önde gelen İslam alimlerinden birine danışıp ona göre senaryosunu oluştursa daha “doğal” olacaktı.
Oyuncu kadrosuna değinecek olursak; Mahsun Kırmızıgül’ü bu filmde pek konuşurken görmedik. Fetrete düşmüş gibiydi ve kabuğuna mahkum olan amatör bir oyuncuyu andırıyordu ama bazen çıkışları da olmadı değil. Mustafa Sandal’ı oldukça başarılı buldum. Olabildiğince rolünün hakkını verme gayretindeydi ve bence iyi de oynadı. Haluk Bilginer için yorum yapmaya gerek yok hatta buna Ali Sürmeli’yi de ekleyebiliriz.
Danny Glover için de söz söylemeye gerek yok. Oldukça iyi oynamış ve tam olarak hakkını vermiş rolünün. Gina Gershon’ın filme hangi amaçla dahil olduğu dedikodu vesilesi olsa da o rolün Gina Gershon’a yakıştığını söyleyebilirim.
Uzun lafın kısası; Film toplumsal bir sıkıntıya parmak basması ile çok iyi, aksiyon sahneleri çok başarılı, alt yapısı ve kalitesi üst düzey ancak maalesef akıcılık,vurgu ve doğallıktan oldukça yoksun. Bu film Mahsun Kırmızıgül’ün yönetmenlik kariyerinde bir geri adımdır bence.
Etiketler:sinema, mahsun kırmızıgül, mustafa sandal, eleştiri, new york, film, beş minare, haluk bilginer
Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.
RSS


Filmi gittim izledim, yorumunuzu daha önce de okumuştum şimdi ise yazdıklarınıza kesinlikle katıldığımı söylemek için geldim.
Aynen anlattığınız gibi. Keşke gelişme bölümü biraz daha olgun olsaydı
çok az kalmıştı uluslarası standartlarda bir film yapmak için.Konusu çok etkiliciydi bir kere.Biraz daha güzel işlenebilseymiş, devrim niteliğinde bir film çıkarmış ortaya hatta oscara bilde giderdi.ama yinede tebrik ederim filmi yapanları.mahsun kırmızıgül çıtayı daha da yükseltti.bazı faktörlere rağmen izlenmesi gereken başarılı bir film….