Kafa Kağıdı
Toprak kokar ellerim, yüreğim hasret çırpınışlarında, kavruktur tenim, etnik müzik dinler, anarşi(!) saçar etkinliklerim. Ben anadolu çocuğuyum tıpkı sizin gibi!
Ana dolu! Gözlerim yaş, ellerim taş, içim keder, dışım heder!
Ana dolu! Yüreğim kahır, yüreğim sabır, yüreğim pişmanlık dolu!
Ana dolu! Bağrım yalnızlık, kalbim kırgınlık, hayatım yılgınlık dolu!
Ana dolu! Ömrüme gazap, vicdanım azap!
Ana dolu! Gönlüm tıpkı zap!
Ana dolu! fırat dolu, dicle dolu, murat dolu!
Küçük bir yaşam alanı, aylardır evden uzakta olan bir babanın çocuğu, yoksulluğun dert olmayan ama eziklik olduğu coğrafya…
Yarı arsız, yarı hırsız düşlerin pençesinde sürüklenmişim… Dillerin kavgasına inat “cool” asiliğin prangasından kurtulmadan ama asiliğe inat ”kul” olmuşum…
Kah coşmuşum seller gibi kah esmişim yeller gibi. Bir hayatın klasikleşmiş türküsünü okumuşum. Kendimce konuşmuş hallice susmuşum…
“sesimi kısabilirsin ama beni asla susturamazsın” inancıyla harmanlaşmış, kah şairane uykulara uyumuş kah sefilane yanlışlara düşmüşüm…
Ben kulum!
KUL…
Kulluk nedir bilir misin? Bir sahibinin olduğunu bilmenin tarifsiz hafifliğidir… Üstelik tasma takmayan bir sahip!
Kulluk; asiliktir, sarhoşluktur, günahkârlıktır, yalancılıktır, sahteciliktir!
Kulluk; şakirtlik, şahitlik, eğik baş, seccadede yaştır…
Kulluk; tembellik, yılgınlık bitkinliktir…
Kulluk; emek, çaba, fayda, kalp dokunuşudur…
Kulluk KUL olmaktır… KUL olmayana!
COOL
Cool-luk dillerin savaşına isyandır…
Cool-luk önce aynaya bakmaktır…
Cool-luk balık gibi rahat olmaktır
Cool-luk hırstan oltaya takılmaktır
Cool-luk kabullenmektir
Cool-luk susmamak, konuşmaktır…
İşte ben bunu bilir bunu yaşamam! Günahım ve sevabımla ben bana “ben” dedirtebilenin kuluyum…
Etiketler:kimlik, kağa kağıdı, cibilliyet
Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.
RSS