‘Müzik ve videolar’ kategorisi için Arşiv

Bertuğ Cemil - Yağmur

Pazartesi, 14 Aralık 2009

Bertuğ Cemil’in en güzel şarkılarından biri. Gerek müzik tarzı gerek sözleri ile benim “ileri düzey beğenilerim”den biri.

Bertuğ Cemil - Yağmur dinle:

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Bertug Cemil - Yağmur şarkı sözleri: (daha fazla…)

Gamsız Hayat - Enta el hayah

Pazartesi, 26 Ekim 2009

Müziğin evrensel bir dili olduğuna inanlardanım. Ancak son günlerde sağolsun arkadaşım Z.C.Y. sayesinde epey bir Arab müziği aşinalığım oluştu. Genellikle Türkiye doplumuna dayatılan Avrupa müzikleri dışında biraz da Amerikan tarzı müziklere kapımı açık tutmuş bunun dışındaki müziklere (bir yerlerden kulaklarıma tınısı düşmüş birkaç eser dışında) genellikle yabancıydım.

Sağolsun arkadaşım müzik bilgimin epey genişlemesine çok büyük katkıda bulundu. Genellikle kulağıma hoş gelen ve biraz da ruhuma dokunan her tür müziğe kulak kabartan bir insan olarak birbirinden farklı tarzdaki şarkıları ve sanatçıları tanımak bana büyük bir haz veriyor.

Şimdi sizlerle paylaşacağım iki şarkıdan biri Türkçe - Candan Erçetin’in Gamsız Hayat şarkısı - diğeri de Arapça - Myriam Fares‘in Enta El Hayah isimli şarkısı. İkisini dinledikten sonra sizler de göreceksiniz ki eserlerin müzikleri aynı sadece söz farklı. Onu da yine Z.C.Y nin verdiği bilgiler sayesinde sizlere aktarmış olayım;

Vikipedi’den de kolaylıkla Türkçe biyografisine (ingilizceden translate edilen berbat bir metin olsa da) ulaşabileceğiniz Fares Lübnanlı bir şarkıcı ve kendi şarkısının müziğini direkt Candan Erçetin’den alıyor. Yani bu sefer biz alan el değil veren el olmuşuz. (inanması güç ama gerçekten öyle.

Herneyse sözü çok fazla uzatmadan sizleri şarkılarla baş başa bırakayım;

  • Candan Erçetin - Gamsız Hayat

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Myriam Fares - Enta el Hayah

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Dostlardan TOP20

Salı, 20 Ekim 2009

Bu sefer blog tarihinde belki de ilk defa yapılacak birşey yapmak istedim. Tek tek arkadaşlarımın kapısını çalıp “bir top 20 listesi oluşturulsa senin bir numaran hangisi olurdu” diye sordum ve onların bir numaraları ile bir liste oluşturdum. Her ne kadar bazı arkadaşlar birden fazla bir numaraları olduğunu söylemiş olsalarda o an akıllarına geleni söylemelerini istedim ve bu liste ortaya çıktı.

Aşağıda isimlerini tek, tek yazacağım arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyor sizleri bu “en güzellerden” diye nitelendirebileceğim müziklerle başbaşa bırakıyorum…

  • Yaşar - Bela Sevda (Deniz abim “şöyle eskilerden bir tane seçmiş olayım” diyerek seçti)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Emre Aydın - Afilli Yalnızlık (Eylül “ama sen beğenmeyebilirsin” dediyse de banko şarkılarımdan birini seçti)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Tan - Biliyor musun (Toprak “son günlerde en sevdiğim şarkı” dedi ve tüm CoolKul takipçilerine armağan ettiğini söyledi

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Amr Diab - Baqadem Qalbi (Zeynep seçerken hayli zorlandı ama o da “son günlerde en çok kafayı buna taktım” diyerek seçti)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Celine Dion - Because you loved me (Bahar “çok severek dinliyorum” dedi ve bunu seçti)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Emir - Eline düştüm (Bendeniz seçtim. Belki son günlerde fazlaca kulak aşinalığınız vardır ancak bir de buradan dinleyin istedim)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Enbe Orkestrası - Altan Çetin - Martılar (Emre, son günlerde bir ay doğsun diye beklerken bu şarkıyı armağan etmiş bulundu)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Enrique Iglesias - Tired Of Being Sorry (Feyza‘nın banko şarkılarından olduğunu biliyorum)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Gökhan Türkmen - Yorgun (Şüheda seçti ve hedefi vuranlardan oldu. Benim de çok sevdiğim şarkılardan biri)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Leman Sam - Kıyamam Sana (Gamze‘de birkaç şarkı seçti ancak en çok bunu seçti sayıyorum)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Nil Burak - Yalnızım Ben (Derya Issız Adam filminin etkisinde kalmış olmalı ki cızırtılı orjin bir şarkı seçti)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Soner Sarıkabadayı - Buz (Efe bu şarkıyı hem seçti hem de bana gönderdi)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Cem Adrian - Yalnız da ayağa kalkabilirim (Tuba Özdemir  Cem Adrian’ı bana sevdiren kişi olarak beni şaşırtmadı)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Tan - Sarmaşık (Ümit Yaşar “mutlaka dinlemelisin çok güzel bir şarkı” dedi)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Sagopa Kajmer - Ben hüsrana komşuyum (Ali “abi her zaman her yerde sadece sago” diyerek bu şarkıyı seçti)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Mohsen Yaganeh - Khakesteram Nakon (Sümeyye namı diğer susti bu listeye bence müthiş bir katkıda bulundu ve bu güzel şarkıyı seçti)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • Emirkan - Ben Mecburum Sana (Esra‘da bu şarkıyı çok beğendiğini iletti ve bendeniz de yayınlıyorum)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Not: Diğer arkadakşlar küsmesin liste daha tamamlanmadı…

Biri keman mı dedi?

Çarşamba, 02 Eylül 2009

Keman sesi yeryüzündeki en güzel seslerden biri bana göre. Öyle bir ses ki bu tam ruhumun varsa kalbine işliyor. Beden kalbini geçiyorum ruh kalbi! Keman denildi mi aklıma ilk gelen isim Farid Farjad olmuştur ancak şimdi buna bir de Vanessa Mae katıldı.

Vanessa Mae’nin çok sevdiğim bir parçasını aşağıda paylaşacağım ancak öncelikle bu müthiş yetenek hakkında biraz bilgi vermek isterim;

Çin-Tayland ortak yapımı :) bir melez olan ve halen o çocukken annesi ile yerleştikleri İngiltere’de yaşayan bana göre inanılmaz bir yetenek. Henüz 31 yaşında ve doğum günü büyük bir müzisyen olan Paganini ile 196 yıl farkla aynı; 27 Ekim. Mae sanatı ile beraber modelliği ve pahalı kemanları ile de sık, sık gündemde yer alıyor. Uzun süredir kullandığı Guadagnini kemanının yapım tarihi 1761. Bu kemanı annesi ve babası bir artırmada £150,000′a satın aldılar. Vanessa Mae bu kemanla birlikte farklı bir çok keman kullanıyor ve bu kemanları hayır amaçlı müzayedelerde yüksek bedeller karşılığı satıyor. (daha fazla…)

“Çakma Tarkan” değil; Emir!

Cumartesi, 11 Temmuz 2009

Daha önce bir şarkısını radyodan dinlemiş olduğumu dahi yeni fark ettim çünkü o şarkıyı dinlerken “Aaa Tarkan albüm çıkardı da bizim mi haberimiz yok” diye düşünmüş ancak bu merakımın karşılığını işlerin akıcılığına ve İstanbul’un curcunasına feda etmiştim ki dün bir arkadaşımın bana yollamış olduğu video klip sayesinde “ikincil bir Tarkan” gelir mi hissine dahi kapıldım.

Hazır ismi geçmişken Emir’den önce Tarkan’dan söz etmek isterim;

Yiğidi öldür hakkını ver demiş büyüklerimiz biz de öyle yapalım; Tarkan’ın sanatı dışındaki hayatı ile zerre kadar ilgilenmiyorum ancak “cool” bir “kul” olarak sanatını son derece başarılı buluyorum. Hatta Türkiye’nin en başarılı ses sanatçısı demekten geri de kalmayacağım. Özel hayatı ne kadar didiklense de, şahsiyeti ne kadar tartışılsa da, yaptıkları ne kadar bir “muamma” gibi duruyor olsa da ben yine de benim dünyama ”kıl oldum” ile giren ve hâla “Türkiye’deki gerçek sanatçılar içerisindeki top 10″ sorusuna belki de en tepede rahatlıkla “Tarkan” cevabı verebileceğim kadar dünyamda… (daha fazla…)

Laiklik böyle mi kokuyor?

Pazartesi, 15 Haziran 2009

Doğrusu Ahmet Altan ile uhrevi görüşlerimiz pek uyuşmuyor ancak dünyevi görüşlerimiz çok yakın. Ahmet Altan’ın yazılarını her okuduğumda kendimi buluyorum… İsyanlarımız aynı, nisyanlarımız aynı, beklentilerimiz aynı… İşte siyaseti hiçbir zaman holiganizmin tatmin olduğu yol olarak görmeyen biri olarak bana müthiş bir hayranlık hissi veren Ahmet Altan yazılarından biri;

Ters yöne girmiş bir araba gibi hissediyorum bazen kendimi.

Gitmek istediğim yer başka, gittiğim yer başka.

Biraz dertleşmek isterim.

Şöyle acılarımızdan, sevinçlerimizden, özlemlerimizden, aşklarımızdan konuşalım, kendi küçük hayatımızda büyük adacıklar gibi ruhumuzu kaplayan dertlerimizi birbirine bağlayan köprüler kuralım, birbirimizde biraz teselli arayalım isterim.

Biraz yakınmak isterim.

Küçük, kısık bir sesle söylenmek isterim.

Size Kadıköy’den bahsetmek isterim.

Demek isterim ki; benim ailem yüz yıldır Kadıköy’de oturur, benim çocukluğum parmaklıklarına sarmaşık güllerinin dolandığı, bahçe kapılarından hanımelilerin sarktığı, zakkumların, zambakların, şebboyların meyve bahçeleriyle koyun koyuna yaşadığı, akşamüstleri hercaimenekşelerin açtığı, gölgeli iri ağaçların sakin bir tevazula boy attığı, deniz, çimen, çiçek kokan yerlerde geçti.

Her mevsim başka kokardı.

Yaz günlerinin her vakti başka kokular yayılırdı bahçelere, sabah başka, öğlen başka, akşam başka kokularla dolardı.

Şimdi yaşlandım.

Hâlâ dedelerimin oturduğu evde oturuyorum.

Ve, artık Kadıköy her mevsim her saat aynı kokuyor.

Bu ülkede, bu şehirde, bu mahallede geçen bir ömür beni sonunda zakkum kokularından, zarafet sınırları içinde anlatılması mümkün olmayan kokulara getirdi.

Bütün Kadıköy kokuyor şimdi.

Ağır, mülevves bir koku bütün yaşayanları sarıyor.

Kimse bundan yakınmıyor.

Benim çocukluğumda zambaklar ne kadar doğalsa bugün Kadıköylüler için bu ağır koku o kadar sıradan.

Sanki kimse rahatsız olmuyor.

Bütün bir seçim kavgaları arasında bir tek aday çıkıp da “sizi bu kokulardan kurtaracağım” demedi, tek bir seçmen çıkıp da “bizi bu kokulardan kurtaracak mısın” diye sormadı.

“Laikliği konuştular, şeriatı konuştular, Atatürkçülüğü” konuştular.

Halbuki laiklik de, şeriat da, Atatürkçülük de aynı kokuyordu.

Hiçbirine oy vermedim.

Biri çıkıp da, “Kadıköy, insanları utandırmayacak biçimde kokacak, eski kokularına kavuşacak, sizi bu kokudan kurtaracağım” deseydi ona oy verirdim.

Fikrinin, inancının ne olduğuna bakmazdım bile.

Bana bir insan gibi yaşama hakkını vermesi yeterdi.

Niye kimsenin aklına gelmedi kokulardan söz etmek?

Niye kimse bunu sormadı?

Çünkü hayatı, yaşamayı unuttuk.

Bir insan olduğumuzu, güzel kokuları, çiçekleri, taze sabahları hak ettiğimizi unuttuk.

Anlamsız, saçma, gereksiz bir kavganın içindeyiz.

İnsanların insanca yaşamasını amaç edinmiş bir kavga değil bu.

Kasılmış ihtirasların çılgınca, delice kapıldığı bir ihtirasın kavgası.

İktidar olmak istiyorlar.

Sahip olmak istiyorlar.

Neye sahip olacakları umurlarında bile değil.

Sahip oldukları yerin nasıl koktuğuna aldırmıyorlar.

Hayatın güzel bir şey olduğuna inanancımızı yitirmişiz.

Devlet gelmiş, bizi öyle bir ezip zihinlerimizi posaya çevirmiş ki ne kokuyu fark ediyoruz, ne de bir insan olduğumuzu hatırlıyoruz.

Kadıköy’ün kokularından, bu ağır, bu aşağılayıcı, bu bıktırıcı, iç bulandırıcı kokulardan kurtulmayı değil, Genelkurmay’ın tuhaflıklarını konuşmak zorunda kalıyoruz.

Öyle bir zorbalıkla geliyorlar ki “iyi yaşamaktan” vazgeçip sadece bir insan olarak var olabilmeye çabalıyoruz.

Hükümeti devirmek, insanlara iftiralar atmak, komplolar kurmak için planlar hazırlıyorlar.

Yakalanıyorlar.

Kendi emirlerindeki mahkemelerden, “suçlarının yayınlanmasını” yasaklayan kararlar çıkartıyorlar.

Hem suç işle, hem de bu suçtan bahsedilmesini yasakla.

Suçu işleyen kurum, nasıl karar verebilir o suçun konuşulup konuşulmayacağına?

Genelkurmay’ının böyle olduğu bir ülke kokar.

Kokuyor da…

Gelin Kadıköy’e ve koklayın.

Bakalım ne kokuyor.

Genelkurmay kendi işiyle uğraşmayınca, siyasetin içine dalınca, kimse kendi işiyle ilgilenmiyor.

Belediye, belediye olduğunu, amacının temiz, düzenli bir hayat sağlamak olduğunu unutuyor.

“Atatürk’ü öven bir nutuk”, şeriatı lanetleyen iki laf, laikliğe bir övgü yetip de artıyor bile belediye başkanlığı yapmaya.

Atatürk’e de yazık.

Dünyanın en güzel ülkesini, onun adının arkasına saklanıp bir rezilliğe çevirdiler.

Eğer bu Atatürkçülük denilen şey, şu şehrin güzel kokmasını, suç işleyen Genelkurmay’ın yargılanmasını sağlasaydı Atatürkçü olurdum doğrusu.

Ama bakıyorum Atatürkçülere ve sadece suç işleyen generaller ve korkunç kokan şehirler görüyorum.

Alın Atatürk’ünüzü… Bana zakkumları verin, hanımelileri, şebboyları verin.

Bana güzel, küçük hayatımı geri verin.

O kadarı bana yeter.

Emrah - Hani nerde

Pazartesi, 25 Mayıs 2009

Emrah son yıllarda çıkardığı albümlerinde inanılmaz başarılı parçalarla beni şaşırtıyor doğrusu. Kusursuzsun ile başlayan “acıların çocuğu değilim artık” isyanını, şimdi sizinle paylaşıyor olacağım “Hani nerde” şarkısıyla zirveye taşıyor.

İşte Emrah’ın geçen yıl çıkarmış olduğu Yelpaze isimli albümünün en güzel parçalarından biri olan hani nerde…

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Sagopa Kajmer - Düşersem yanarım

Pazar, 17 Mayıs 2009

Bir zamanlar “hiphop” ve “rap” olarak adlandırılan ve o zamanlar bana göre Amerikan artığından başka hiçbir şey olmayan müzik kültürüne son derece ön yargılı ve antipatik bir bakışım vardı. Türkçe olarak kulak misafiri olduğum bir kaç rapçinin küfür dolu sözleri bize sanat diye sunmaları da bu düşüncemi biraz daha perçinledi. Ancak Sagopa Kajmer ismi ile bu sanatı icra etmeye başlayan Yunus Özyavuz sayesinde şimdilerde en çok dinlediğim türler arasında olmayı başardı “rap”. (daha fazla…)

Oyuncaklasak mı?

Cuma, 01 Mayıs 2009

Bu yazımda sizlerle biraz oyuncak sevdamdan söz etmek istiyorum.

Esasen o kadar kayda değer bir oyuncak düşkünlüğü geçmişim olmasa da bu yaştan sonra yeniden bir oyuncak sevdasıdır başladı bende. Kendimi bir türlü büyüyemeyen çocuk gibi hissediyor olsam bile hatta çevremden de bu tarz tepkiler alıyo olsam bile yine de boyuma, posuma ya da en azından kiloma, ( =) ) cüsseme uygun bir davranış olmadığını düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Tamam; Sonuçta oyuncağı elime alıp oynayamayacağım ya da arkadaşlarımla oyuncakla oynama seanslarına katılmayacağım belki ama insanlar tarafından üretilen son derece şirin ve enteresan oyuncakları en azından “izlemelik” bile olsa seviyor, “baba bana bunu alsana” demek istiyorum.

Neyse yine öyle uzun, uzun gevezelik yapmadan sizlere bir soru sorayım; sizin oyuncaklarınız hangisi? yaşınıza başınıza bakmadan hangi oyuncaklara sahip olmak isterdiniz?

Mesela bir forumda üye muhabbeti sayesinde tanımış olduğum Sad Sam isimli bu oyuncak bizim küçük Emrah’a ne kadar da benziyor öyle değil mi? Kucağınıza alıp da teselli edesiniz gelmedi mi sizinde? Şahsen görür görmez beğendiğim birçok oyuncaktan biri de işte bu masum köpek yavrusu. Mesela anneler günü arefesine geldiğimiz şu günlerde geçmişte küçük Emrah filmlerine çok ağlamış bir annemiz varsa banko hediye Sad Sam olabilir. Gerçi fiyatı biraz tuzlu ama anneler günü için olsun o kadar da öyle değil mi?