Şuan gerek iş hayatım gerek eğitim hayatım ve gerek sosyal hayatımın yoğunluğundan dolayı blog yazılarıma bir süre ara veriyorum. Yazılım ve Veritabanı kursum bittikten sonra çok daha farklı bir konseptle karşınızda olmayı umuyorum…
Şuan gerek iş hayatım gerek eğitim hayatım ve gerek sosyal hayatımın yoğunluğundan dolayı blog yazılarıma bir süre ara veriyorum. Yazılım ve Veritabanı kursum bittikten sonra çok daha farklı bir konseptle karşınızda olmayı umuyorum…
Bertuğ Cemil’in en güzel şarkılarından biri. Gerek müzik tarzı gerek sözleri ile benim “ileri düzey beğenilerim”den biri.
Bertuğ Cemil - Yağmur dinle:
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Bertug Cemil - Yağmur şarkı sözleri: Yazının kalanını okuyun »
Sevgili arkadaşlar günlük hayatımızın artık bir parçası haline gelen bankaların bazı uyanıklıklarını zaman buldukça sizlerle paylaşacağım.
Bildiğiz üzere birçok banka internet şubeleri üzerinden EFT (başka bankaya havale) ile normal diğer şubelerine havalelerden ya hiç ücret almıyor yahut çok düşük ücretler alıyor.
Ancak bankaların bu iyiliğinin (!) bu görünen tarafı. Bir de uyanıklık yapma tarafları var.
Şöyle ki; Birine bir EFT yolladığınız zaman karşıdaki kişi aynı gün gidip parasını çekmek istese onun karşısına belli bir masraf çıkarılıyor. Nedeni aynı gün içerisinde yapılan işlemin masraflı olduğu gösteriliyor.
Eee hani EFT ücretsizdi demeniz umurlarında bile değil başka türlü paranızı alamazsınız gibi bir hava estiriliyor.
Onlara kalırsa ya paranızı ertesi gün alacaksınız ve masreftan kurtulacaksınız (ki bu hiç önerilmez) veya masrafı kuzu, kuzu ödeyeceksiniz…
Ancak EFT ücreti ödememek için çok pratik bir yöntem var;
Uyanıklık: Örneğin size 100 lira gelmişse 95 lira çekeceksiniz yani paranın tamamını o an çekmeyeceksiniz. Tercihe göre ikinci kere işlem yaptırıp kalan 5 liranızı da ikinci işlemde çekeceksiniz.
Zira 100 lira EFT gelmişse ve siz 100 liranın tamamını tek dekont ile çekmek istemişseniz muhakkak karşınıza belli bir masraf çıkarılacaktır. Bu birçok bankada böyle tamamında böyle bir uygulama var mı bilmiyorum…
Unutmayın bu bilgiyi Bankacılar sizinle asla paylaşmaz…
CoolKuL
Filmi vizyona girmeden önce almış olduğu ödül vesilesi ile gazetede çıkan haberlerden tanıdım. Fragmanını izledikten sonra da “tamam uzun süredir sinemaya gitmeme alışkanlığımı bozabileceğim bir film” diye nitelendirdim. Bu akşam (11 Kasım 2009 akşamı) yanıma arkadaşı da alarak sinemaya gittim ve filmi izledim.
Öncelikle filmin atrılarına değinmek istiyorum;
Bana göre teorik olarak bu maddeler sıralanabilir. Gerçekten filmi çok gerçekçi buldum belki bunda o bölgelere tanıklık etmiş olmam önemli rol oynadı ancak “hayatın ta kendisi” diyebilirim. Günlük yaşayış açısından hiçbir abartı yok. Konusu oldukça gerçeçi ve film bazı yerlerde kopsada genellikle akıcı. Mesela öğretmenin hayatını izleyiciye aktarmak için arada yapılan telefon konuşmaları yerine senaryolar biraz daha zenginleştirilebilirdi
Filmin negatif yanları ise;
Sıradan bir vatandaş olarak film hakkında bu eleştirileri yapabilirim ancak hem yönetmenin ilk filmi olması, hem çok mütevazi bir bütçe ile çekilmesi hem de filmin temelindeki oyuncunun dahi profesyonel bir oyuncu olmaması faktörünü göz önüne aldığım zaman bu eleştirilerin yerini takdir ve hayranlık alıyor.
Umarım daha iyi bütçelerle buna benzer “gerçek hayatın ta kendisi” filmlerle bu işi yapmaya devam ederler.
Gidin ve bu filmi izleyin. Hariçten gazel okuyanların nasıl bir hayattan bi haber olduklarını daha iyi anlayın. Çünkü hayat sırça köşklerde oturup “güneşin dışında başka birşeyin olmadığı” yerler hakkında ahkam kesenlere sağlamına bir sille vuracaktır.
Filmin Fragmanı:
Şems-i Tebrizi (شمس تبریزی), Tebriz‘de 1185 yılında dünyaya gelmiştir. Asıl ismi Mevlana Muhammed’dir. Melik Dad oğlu Ali adında bir zatın oğludur ve “Şemseddin” yani dinin güneşi lâkabıyla anılmıştır. Yazının kalanını okuyun »
-BİRİNCİ KURAL:
Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla…Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
- İkinci Kural:
Hak Yol’ unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil.Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!
- Üçüncü Kural:
Kuran dört seviyede okunabilir.
İlk seviye zahiri manadır.
Sonraki batıni mana.
Üçüncü batıninin batınisidir.
Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.
- Dördüncü Kural:
Kainattaki her zerrede Allah’ ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir.
Allah’ ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’ nu görüp ölen de yoktur. Kim O’ nu bulursa sonsuza dek O’ nda kalır.
- Beşinci Kural:
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır.
Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını.
“Aman sakın kendini” diye tembihler.
Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ” Bırak kendini, ko gitsin! “
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer.
Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
- Altıncı Kural:
Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır.
Sen sen ol, kelimelere fazla takılma.
Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.
- Yedinci Kural:
Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’ i keşfedemezsin.
Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.
- Sekizinci Kural:
Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma.
Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar.
Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var.
Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.
Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.
- Dokuzuncu Kural:
Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir.
Sabır nedir?
Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.
Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder.
Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.
- Onuncu Kural:
Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün!
Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.
- Onbirinci Kural:
Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz.
Senden yepyeni taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.
- Onikinci Kural:
Aşk bir seferdir.
Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir.
Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.
- Onüçüncü Kural:
Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var.
Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir.
Tutup da ona hayran olmaya değil.
- Ondördüncü Kural:
Hakk’ ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol.
Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın.
“Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme.
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
- Onbeşinci Kural:
Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür.
Tek tek herbirimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz.
Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır.
Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.
- Onaltıncı Kural:
Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır.
Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir.
Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir.
Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.
- Onyedinci Kural:
Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur.
Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır.
Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.
- Onsekizinci Kural:
Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir.
Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir.
Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir.
Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.
- Ondokuzuncu Kural:
Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları.
Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir.
Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin.
Yakında gül yollayacak demektir.
- Yirminci Kural:
Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir.
Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.
- Yirmibirinci Kural:
Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık.
Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı.
Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.
- Yirmiikinci Kural:
Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur.
Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur.
Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.
- Yirmiüçüncü Kural:
Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret.
Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için.
Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar.
Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıktan uzak dur.
- Yirmidördüncü Kural:
Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi,
atttığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir.
İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.
- Yirmibeşinci Kural:
Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama.
İkisi de şu an burada mevcut.
Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında.
Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.
- Yirmialtıncı Kural:
Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes gözünmez iplerle birbirine bağlıdır.
Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma.
Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir.
Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.
- Yirmiyedinci Kural:
Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir.
Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır.
Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et.
Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak.
Senin gönlün değişirse dünya değişir.
- Yirmisekizinci Kural:
Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret.
Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi.
Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.
- Yirmidokuzuncu Kural:
Kader hayatmızın önceden çizilmiş olması demek değildir.
Bu sebepten “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir.
Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir.
Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.
Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.
- Otuzuncu Kural:
Başkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.
- Otuzbirinci Kural:
Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı.
Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir.
Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp…
Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız.
Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.
- Otuzikinci Kural:
Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin.
Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.
Bilhassa putlardan uzak dur dost.
Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma!
İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!
- Otuzüçüncü Kural:
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun.
İnsanın çömlekten farkı olmamalı.
Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.
- Otuzdördüncü Kural:
Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir.
Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.
- Otuzbeşinci Kural:
Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz.
Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla.
İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi.
Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.
- Otuz atıncı Kural:
Hileden, desiseden endişe etme.
Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur.
Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sisitem karşılıklar esasına göre işler.
Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!
- Otuzyedinci Kural:
Tanrı kılı kırk yararak titizlilke çalışan bir saat ustasıdır.
O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur.
Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç.
Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.
- Otuzsekizinci Kural:
“Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazırmıyım?” diye sormak için hiç bir zaman geç değil.
Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık.
Her an her nefeste yenilenmeli.
Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
- Otuzdokuzuncu Kural:
Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar.
Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır.
Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde…
Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.
- Kırkıncı Kural:
Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır.
Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma!
Ayrımlar ayrımları doğurur.
AŞK’ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk.
Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde.
Bugün Cumhuriyetimiz 86 yaşında. Öncelikle bütün itirazlardan, burukluklardan, isyanlardan arınarak bu günü kutlamak isterim; Cumhuriyetimiz kutlu olsun.
Sonrasında bana kulak verirseniz kısaca içimde ukde olarak kalan birkaç söz söylemek isterim.
Bendeniz Cumhuriyet’i gerçek anlamda severim. Yetişmiş olduğum çevre ve halen fikri beyanatta bulunduğum çevre biraz daha muhafazakar. Ancak ben biliyorum ki Cumhuriyet bir din yahut uhrevi bir inanış alternatifi olarak değil dünyevi bir yönetim şeklidir.
Evet Cumhuriyetimizi askerler kurdu (zaten savaştan çıkan yaralı, yamalı bir topluluğa yeni bir devleti siviller kuracak değildi.) Evet Cumhuriyetimiz askeri rejim vesayetine sık, sık girdi. Evet Cumhuriyetimiz birkaç kez demokrasiden ayrılmış, demokrasiye hasret duymuştur. Ancak militarist rejim bir kısım askeri zevatta yer edinmiş görünüyor. Ne yazık ki bugünlerde ortaya çıkan-çıkarılan olaylar, Ergenekon ismi verilen soruşturma vb. olaylar Cumhuriyet’in “halk Cumhuriyeti” mi yoksa “muz Cumhuriyeti” mi olduğu konusunda kuşkulara yol açmıştır.
Cumhuriyetimiz bir devlet için çok genç; Henüz 86 yaşında. Cumhuriyetimiz artık “muasır medeniyetler” seviyesine ulaşmalı, zamana ayak uydurmalı,askeri vesayeti bir tarafa bırakın militarist izlerden tamamen arınmalı.
Evet biz her zaman ordumuzu başımızın tacı etmeye hazırız. Evet biz ordumuzu gerçekten çok severiz. Ordusuna “peygamber ocağı” diyen bir başka millet yok. Ordunun üst rütbe sahibi fertlerinin hatalarına dahi defalarca göz yuman bir topluluğuz.
Ama artık gerçekten yeter… İki gün önce Hürriyet başyazarı Oktay Ekşi‘nin de yazmış olduğu gibi:
(TSK) “demokratik sistem”in gereklerine kendini artık uydurmalı ve “hesap sorulamazlık”tan, “hesap sorulabilirlik” zeminine geldiğini kabul etmelidir.
Komutanlar şunu kabul etmeliler ki, bu ulus kendi askerini her zaman baş tacı etmekten mutluluk duyar. Ama onun, askeri bağrına basmaya her an hazır olmasına rağmen, aynı sıcaklığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden gördüğünü söylemek mümkün değildir.
Kaynak: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12788400&yazarid=1&tarih=2009-10-27
İşte bendeniz gibi bir Cumhuriyetçinin günü bayram olarak değil sadece bir yıl dönümü gibi görmüş olmasının sebebi budur. Dileri Cumhuriyetimizi yürekten bir sevinçle kutlayabileceğim günleri görürüm.
Müziğin evrensel bir dili olduğuna inanlardanım. Ancak son günlerde sağolsun arkadaşım Z.C.Y. sayesinde epey bir Arab müziği aşinalığım oluştu. Genellikle Türkiye doplumuna dayatılan Avrupa müzikleri dışında biraz da Amerikan tarzı müziklere kapımı açık tutmuş bunun dışındaki müziklere (bir yerlerden kulaklarıma tınısı düşmüş birkaç eser dışında) genellikle yabancıydım.
Sağolsun arkadaşım müzik bilgimin epey genişlemesine çok büyük katkıda bulundu. Genellikle kulağıma hoş gelen ve biraz da ruhuma dokunan her tür müziğe kulak kabartan bir insan olarak birbirinden farklı tarzdaki şarkıları ve sanatçıları tanımak bana büyük bir haz veriyor.
Şimdi sizlerle paylaşacağım iki şarkıdan biri Türkçe - Candan Erçetin’in Gamsız Hayat şarkısı - diğeri de Arapça - Myriam Fares‘in Enta El Hayah isimli şarkısı. İkisini dinledikten sonra sizler de göreceksiniz ki eserlerin müzikleri aynı sadece söz farklı. Onu da yine Z.C.Y nin verdiği bilgiler sayesinde sizlere aktarmış olayım;
Vikipedi’den de kolaylıkla Türkçe biyografisine (ingilizceden translate edilen berbat bir metin olsa da) ulaşabileceğiniz Fares Lübnanlı bir şarkıcı ve kendi şarkısının müziğini direkt Candan Erçetin’den alıyor. Yani bu sefer biz alan el değil veren el olmuşuz. (inanması güç ama gerçekten öyle.
Herneyse sözü çok fazla uzatmadan sizleri şarkılarla baş başa bırakayım;
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Bu sefer blog tarihinde belki de ilk defa yapılacak birşey yapmak istedim. Tek tek arkadaşlarımın kapısını çalıp “bir top 20 listesi oluşturulsa senin bir numaran hangisi olurdu” diye sordum ve onların bir numaraları ile bir liste oluşturdum. Her ne kadar bazı arkadaşlar birden fazla bir numaraları olduğunu söylemiş olsalarda o an akıllarına geleni söylemelerini istedim ve bu liste ortaya çıktı.
Aşağıda isimlerini tek, tek yazacağım arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyor sizleri bu “en güzellerden” diye nitelendirebileceğim müziklerle başbaşa bırakıyorum…
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Not: Diğer arkadakşlar küsmesin liste daha tamamlanmadı…